Çekişmeli Boşanma Davalarında Maddi Tazminat ve Zarar

Çekişmeli Boşanma Davalarında Maddi Tazminat ve Zarar

Çekişmeli Boşanma Davalarında Maddi Tazminat ve Zarar

Zarar

Zarar, bir kimsenin rızası dışında malvarlığında oluşan azalmadır. Boşanma nedeniyle bir tarafın, mevcut ve beklenen birtakım yararları zarar görmüş olmalıdır. Hükmün amacı, bu zararın telafi edilmesine imkan sağlamaktır. Doktrindeki bazı görüşler, söz konusu bu zararı “malvarlıksal hakların yitirilmesi” olarak da nitelendirmektedir.

Tazminatın söz konusu olabilmesi için, zarar hukuka aykırı bir eylem neticesinde oluşmuş olmalıdır. Şayet eylem hukuka aykırı olmadığı takdirde tazminat istenemez. Bu durum boşanma nedeniyle maddi tazminata has bir durumdur; çünkü tazminata karar verebilmek için zarar doğmalıdır. Boşanma halinde evlilik birliği sürseydi ortaya çıkacağı beklenen yararların karşılığı olarak maddi tazminat talep edilmektedir.Mevcut ve beklenen menfaat kavramları kanunda açıklanmamakla birlikte konu ile alakalı Yargıtay ilke kararları oldukça yol göstericidir.

Mevcut ve beklenen menfaatlerin neler olduğunu Hakim takdir eder. Hakimin takdir yetkisine ilişkin Yargıtay bir kararında, Mahkemece eşlerin yeniden evlenme şansları, maddi desteğin başka bir yolla karşılanmasının mümkün olup olmadığı, eğitim düzeyleri, yaşları, varsa hükme bağlanan yoksulluk nafakası hususlarının değerlendirilmesi suretiyle, kusursuz eş yararına münasip bir maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği açıklamıştır.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan “her boşanma davasında” davanın kabul edilmesi istekte bulunan tarafa otomatik olarak da maddi tazminat verilmesini gerektirmez. Daha evvel değindiğimiz tarafların eşit kusurlu veya maddi tazminat talebinde bulunan tarafın ağır ya da tam kusurlu olma durumunda dava kabul edilerek boşanma hükmü verilebilir fakat tazminat hükmedilmez. Boşanma yüzünden değil, başka sebeple vuku bulan zararların, mesela boşanmaya sebep olan yaralamanın yol açtığı zararların tazmini TMK.m. 174 hükmüne dayanılarak istenemez, ancak genel hükümlere göre açılacak bir dava ile istenebilir. Bu durumda Borçlar Hukuku tazminat hükümleri esas alınacaktır.

Maddi tazminat olarak kusursuz eşin boşanma yüzünden uğradığı tüm zararların karşılanması da gerekmez. Bu hususta her iki tarafın ekonomik ve sosyal yanı, evli olarak tarafların bir arada yaşadıkları süre vs. gibi unsurlar da göz önünde tutulmalı, miktar buna göre ayarlanmalıdır. Yasanın uygun bir tazminata hükmedilmesini belirtme sebebi de budur. Özellikle kadının, evlilik sırasında sürdürdüğü yaşam düzeyinin olduğu gibi korunması koşulu yoktur.

a. Mevcut Menfaatler

TMK.m. 174 hükmüde “Mevcut ve beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen…” şeklide “mevcut menfaatler”den bahsedilmektedir. Mevcut menfaat ifadesi ile anlatılmak istenen, evlilik birliği boşanmayla ortadan kalkmamış olsaydı, kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın sağlamaya devam edecek olduğu yararlardır.

Örnek vermek gerekirse, kusursuz eş kadın ise, kocasının temin ettiği ortak meskende oturmaya devam edecekti oysa şimdi o evi terketmek zorunda kalmış ve birtakım masraflar yapmıştır. Eşinden boşanan kadının memlekete dönmek durumunda kalması halinde yol giderleri, taşınmak ve yeni eşyalar satın almak için harcadığı giderler, boşanma davası sebebiyle yapılan harcamalar, bulaşıcı hastalık geçirmesi sebebiyle açılan bir boşanma davasında hastalığı iyileştirmek için yapılan harcamalar, cana kast ve pek kötü muamele sebebiyle sağlığı bozulan kadının iyileşme giderleri, kocası ile beraber çalışan kadının boşanma sebebiyle işini bırakmak zorunda kalması vb…gibidir. Doktrin bu kapsama, eşlerin, özellikle kadının boşanma ile kaybettiği nafaka menfaatini sokmaktadır.

Var olan menfaatlerin belirlenmesinde kriter olarak, evlilik ilişkisinin taraflara getirdiği yararlar olarak ele alınması gerekmektedir.Evlilik ilişkisinin sonlanması halinde birliğin sağladığı bu yararların geleceğe dönük olarak ortadan kalkacağı varsayımı söz konusudur.

Mülga kanun düzenlemelerine göre, evlilik birliği devam ettirildiği sürece kadın ve çocukların geçindirilmesi kocaya aittir. Mülga döneme denk gelen ve uzun süren evliliklerde kadın evlilik boyunca tüm mesaisini eş ve çocuklarına ayırmış kendine gelir getirecek bir düzende bulunmamıştır. Bu döneme ilişkin olarak kocanın kusuru ile boşanmaya sebep olduğu durumlarda, tazminata karar verilirken kocanın kadının, yeme içme barınma eğitim sağlık gibi masrafları esas alınmakta, bunlarla birlikte kocanın ekonomik durumu, kadının çalışma imkanı, yaş ve sağlık hususları da zarar hesabında önem arz etmektedir. Yargıtay, mevcut zararın tespitinde mülga kanun ile getirilen yükümlülüğü temel almaktadır.Mevcut kanunda ise, kocanın eşine karşı bakım yükümlülüğü bulunmamakta olup tazminat hesabında zarar unsuru tespit edilirken somut olayın şartlarının değerlendirilmesi hususu önem taşımaktadır.

Boşanmada mevcut menfaatlerin mevcut Türk Medeni kanun hükümlerine göre yoruma ihtiyaç duyduğu kanaatindeyiz. Şöyle ki, mevcut kanunda, kocanın bakım yükümlülüğü bulunmamaktadır. Dolayısıyla eski kanun ve içtihatlarda geçerli olan kocanın bakım borcu kaybından doğan bir tazminat hesabı yapılamaz. Özetle, Tazminat hesabında zarar unsuru tespit edilirken evliliğin bir önceki Medeni Kanun, sonraki Türk Medeni Kanun dönemi olup olmadığı hususu önem taşımaktadır.

b. Beklenen Menfaatler

TMK.m.174 f. 1 hükmüne göre beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu olan taraftan tazminat isteyebilir. “Beklenen menfaat kaybı” açıklanması zor bir kavram olup burada sağlanmış ya da sağlanmakta olan bir menfaat söz konusu değildir, fakat sağlanması beklenen, gerçekleşmesi kuvvetli bir ihtimal içinde olan geleceğe ilişkin yararlar amaçlanmıştır.

Boşanma ile birlikte tazminat talep eden eşin beklenen menfaatini çok geniş tutarsak, boşanmamış olsaydı eşiyle sürdürebileceği refah düzeyini kaybetmesi nedeniyle uğradığı zararları dahi buraya sokmak gerekecektir.106 Henüz doğmamış fakat evlilik birliği devam etse idi yüksek ihtimal doğacaktı denen muhtemel menfaatlerdir.

Kanunda beklenen menfaatlerin neler olduğu belirtilmemiştir. Beklenen menfaat soyut ve hesaplanması güç olduğundan yargıç uygun bir tazminat belirlemeye çalışır.Maddi tazminata esas alınabilecek ve boşanma yüzünden haleldar olduğu ileri sürülen menfaatler, toplumun genel yapısı, ülke ve yaşam gerçekleri ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve kusurları ve hakkaniyet ilkesi göz önüne alınmak suretiyle belirlenecektir.

Yargıtay içtihatları da, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak uygun miktarda maddi tazminat verilmesi yönündedir.

Beklenen menfaatlere örnek olarak, sigortadan doğacak bir alacak, emekli aylığı, evlenmeye güvenip işten ayrılmak, karı koca arasındaki mal rejimlerinin erken sona erdirilmesi, bir yardım sandığı yararlarından yoksun kalmak, kazanılması baskın olasılık içinde bulunan miras hakkının yitirilmesi vb gibi durumları örnek olarak gösterebiliriz. Doktrinde boşanma yüzünden kaybedilen miras hakları ve sigortadan doğan haklar beklenen menfaatin ihlali olarak değerlendirilmektedir.

Yargıtay, bir kararında, ileride evleneceği kişiye itimat ederek Hukuk Fakültesindeki eğitimini yarım bırakmış olan kadının, boşanmada kusurlu olan kocasına duyduğu güven nedeniyle hukuk fakultesini bırakmış olduğunu değerlendirerek kadının beklenen menfaatinin boşanma sonucunda zarara uğramış olduğunu kadın yararına münasip bir tazminat verilmesi gerektiğini belirtmiştir.Yargıtay kararınında da anlaşılacağı üzere, evlilik birliğinin sona ermesinde kusuru olmayan tarafın, tahsil hayatını yarıda keserek, potansiyel iş hayatını bir kenara bırakmış ve evlilik birliğine ev hanımı olarak evlilik briliğine katkıda bulunması halinde, beklenen yararlarının tazmini yoluna gidilmesi gerekmektedir.

Maddi tazminata hükmedilirken kanunda açıklandığı gibi mevcut ve beklenen (muntazar) haklar birlikte kül olarak değerlendirilmelidir.116

c. Zarar Kapsamına Girmeyen Menfaatler

Taraflar, boşanma sırasında çoğunlukla herhangi bir ayrıma gitmeksizin tüm alacaklarını maddi tazminat adı altında talep etmektedir. Dolayısıyla, maddi tazminat miktarını belirlemek açısından, zarar kapsamında girmeyen menfaatleri tespit etmek önem taşımaktadır.117

Yargıtay karalarında tespit edilen zarar kapsamına girmeyen durumlar aşağıda sayılmıştır.

– Yetişkin çocukların infak, iaşe ve evlendirme giderleri maddi tazminatı gerektirmez.118

– Kadının malların alınması sırasında kocasına parasal katkıda bulunması maddi tazminat kapsamına girmez.119

– Araç alımına katkıda bulunmak maddi tazminatı gerektirmez. 120

– Evliliğe emek vermek maddi tazminatı gerektiren bir durum değildir.121.

Hakim zararı belirlerken bir takım kriterleri de nazara almalıdır. Şöyle ki;

Şartlar varsa hakim, münasip bir tazminata hükmedecektir.122 Hakim değerlendirme yaparken tazminat isteyen taraftan gerekli açıklamaları almalıdır. Boşanma sebebiyle uğradığı, uğrayacağı zarar ile ilgili bilgi alarak, delilleri toplayarak, değerlendirmelidir.

Zararı belirleme konusuna ilişkin olarak, TMK.m.174 f. 1 hükmüne göre, “uygun bir tazminat” demek suretiyle boşanma ile sonuçlanan zararın, bir diğer deyişle zedelenen menfaatin ne şekilde belirleneceğine açıklık getirilmelidir.

Uygun bir tazminat tarafların ekonomik, sosyal ve kültürel durumuna uyumlu olan tazminattır.

Bir aile hukuku sözleşmesi ihlali dolayısıyla kusurlu eş boşanmaya sebep olmuş ise, bu akit ihlalinin doğurduğu maddi zararın tespiti kolay değildir.Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma sebebiyle zedelenen kusursuz veya az kusurlu tarafa verilecek uygun tazminat konusu zarar davaya bakan Mahkeme Hakimi tarafından belirlenir. Hakim gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Bilirkişi incelemesi zorunlu olmayıp Mahkeme Hakimi gerekli görüldüğü takdirde maddi tazminatın belirlenmesi için bilirkişi incelemesine başvurmalıdır.

Mahkeme Hakimi maddi tazminat talebinde bulunan kişinin mevcut ve beklenen menfaatlerini belirlerken taraflara ilişkin bir bazı kriterleri nazara almalıdır. Bunlar; tarafların yaşları, evlilik süreleri, ekonomik ve sosyal durumları, sosyal güvenliklerinin bulunup bulunmadığı, yaşadıkları çevre ve koşulları, meslekler ve çalışma koşulları, iş bulma olanak ve olasılığını, fiziksel ve bedensel sağlık durumlarını, PMF tablosuna göre kalan olası yaşam sürelerini, yeniden evlenebilme şanslarını, mal rejiminin tasfiyesinden doğan haklarını, sigorta poliçelerini, kişisel birikim ve yeteneklerini, yatırım güç ve olanaklarını, vergi kayıtlarını, iş sözleşmelerinin kapsamını ve süresini, sosyal haklarını dikkate almak zorundadır. 126 Münasip tazminatın ölçüsü belirlenirken, ayrıca toplumun genel yapısı, ülke gerçekleri, yaşam gerçekleri ve bir eşin diğer eşten yapmasını bekleyebileceği ölçüde makul, ciddi ve sürekli olması da değerlendirilmelidir.

Bu sebeple evlilik birliğinin devamı sırasında eşini köşkte oturtmuş olan taraf boşanma durumunda benzer bir köşkün bedelini maddi tazminat olarak vermek zorunda değildir. Davacı eşin diğer eşten isteyebileceği tazminat ölçülü, gerçekçi ve amacına uygun düşecek miktarda olmalıdır.

Görüldüğü gibi mevcut ve beklenen yararların zedelenmesi sonucu gerçek zararın belirlenmesi önemli araştırma ve detaylı bir takım çalışmaları gerektirmektedir. Maddi tazminatın takdirinde Hakim menfaat dengelerine dikkat etmeli, verilecek tazminatın eşleri zengin etmeyecek boyutlarda olmasına özen göstermelidir.Kadın olan tarafın başkasıyla evlenme şansı da Hakim tarafından takdir edilmeli ve zararın bu suretle azalması ihtimali de göz önünde tutulmalıdır.

Uygulamada Hakimler tarafından mevcut ve beklenen menfaat konusunda somut ölçüler nazara alınmaksızın gelişigüzel ve keyfi olarak maddi tazminat takdir edildiği görülmektedir. Ne var ki, Mahkeme Hakimi “kişisel bilgisine” ve “varsayımına” dayanarak karar veremez.

Nitekim, Yargıtay bir kararlarında, Hakimin “…kişisel bilgisine” ve “varsayımına” dayanarak karar veremeyeceğini belirterek, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran kadın yararına hükmolunan maddi tazminat fazla bularak, tazminatın TMK.m. 4 hükmünde yer alan hakkaniyet ilkesi ile TBK.m. 50 ve devamı hükümleri nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat takdir edilmesi gerektiğini açıklamıştır.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

WhatsApp chat