Boşanma Davalarında Maddi Tazminat İstenenin Kusurlu Olması Şartı

Boşanma Davalarında Maddi Tazminat İstenenin Kusurlu Olması Şartı

Boşanma Davalarında Maddi Tazminat İstenenin Kusurlu Olması Şartı

TMK.m. 174 f. 1 hükmünde, menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın “kusurlu olan taraftan” uygun bir maddi tazminat isteyebileceği düzenlenmiş, böylece, maddi tazminata hükmedilebilmesi için kendisinden maddi tazminat talep edilen tarafın kusurlu olması şartı öngörülmüştür.

Yargıtay kararlarında, uzun süre eş ve çocuklarla ilişkiyi kesmek, intihara kalkışmak..vb halleri kusur olarak nitelendirilmiştir.

Bülent Köprülü ve Selim Kenati’ye göre, “Kusurlu olma” şartıyla anlatılmak istenen, davranışların evlilik birliğinin çökmesinde ağır basan etken niteliğini taşımasıdır.

Buna karşın, Kemal Oğuzman ve Mustafa Dural’ın görüşleri bu yönde olmayıp, “Kusurlu olma” şartıyla aranan kusurun ağır olmasının gerekli olmadığı şeklindedir.

Bir taraf boşanmaya kendi kusuru ile sebebiyet vermemiş ise, diğer bir anlatımla tarafın boşanmada hiç kusuru bulunmuyorsa, “kusurlu olma” şartı yerine gelmemiş olup, ilgili taraf aleyhine maddi tazminat öngörülemez.

Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, boşanmaya sebep olan olaylarda, tazminat istenen taraf akıl hastası ise, temyiz kudreti bulunmuyorsa diğer taraf, yine kusura dayanmayan şiddetli geçimsizlik gibi tarafların kusurlu sayılmayacağı durumlarda ise, taraflar birbirinden tazminat isteyemez.

Kusurun belirlenmesinde evlilikten önce gerçekleşen olaylar değil, evliliğin devamı süresince meydana gelen olaylar esas alınmalıdır.

Yargıtay’ın dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların kusur belirlenmesinde dikkate alınıp alınmayacağı hakkında farklı kararları mevcut olup, Yargıtay bir kararında, “eşlerin sadakat” yükümlülüğünün, evliliğin devamı süresince geçerli olduğunu, bu yükümlülüğün, boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar devam edeceğini, dolayısıyla da boşanma davası sürerken de olsa, eşlerin bu yükümlülüğü ihlal eden davranışlarının kusur teşkil edeceğini açıklamıştır.

Buna karşın Yargıtay sonraki tarihli bir kararında ise, dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların devam eden davada dikkate alınamayacağını belirtmiştir. Yargıtay kararında dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların kusur belirlemesinde dikkate alınmayacağını açıkça ifade etmektedir. Bu doğrultuda,güncel Yargıtay kararına itibar edilmesi gerektiği, dolayısıyla da boşanma davası açıldıktan sonraki davranışlara yönelik kusur değerlendirmesi yapılmayacağı ve tazminata ilişkin aleyhte karar verilemeyeceği kanaatindeyiz.

TMK’da maddi tazminat yönünden kadın-erkek arasında bir ayrım yapılmamıştır. Tazminat isteyen taraf kusursuz veya daha az kusurlu olmak koşuluyla kabahatli taraftan kadın-erkek ayrımı olmaksızın maddi tazminat isteyebilmektedir. Uygulamada da, Mahkeme Hakimleri tarafından tazminata hükmetme yönünden değerlendirme yapılırken tarafların kadın ya da erkek olması bir ayrım yaratmamaktadır.

aa. Kesinleşmiş Boşanma Kararı Yoksa

Açılan ve halen süregelen boşanma davasında maddi tazminat talebinde bulunan taraf, karşı tarafın kusurlu olduğunu ispat etmelidir. Maddi tazminat talebine ilişkin karar vermeden evvel Hakim tarafından, kusur durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Kusur durumu belirlenmeden bu konuda karar verilmemelidir.

Yargıtay görüşü de bu yönde olup, Yargıtay, bir kararında, bakire olduğunu belirten eşin, aslında bakire olmadığı dolayısıyla da kusurlu olduğu iddia edilen bir davada, kusur durumunun belirlenmesi amacıyla eşin uzman bir doktora sevk edilerek bakire olup olmadığı hususunda rapor alınması ve raporun sonucuna göre tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, kusur durumu ispatlanmadan Yerel Mahkemece karar verilmiş olmasını doğru bulmadığını açıklayarak, kusur durumunun tespiti için kusurlu halin ispat edilmesinin doğru olacağını ve süregelen davada kusur araştırması yapılmadan verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını izah etmektedir.

Boşanma davası kabul edilmişse boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kusurlu sayılır. Yargıtay kararları da bu yöndedir. Farklı bir açıdan baktığımızda, uygulamada karşı tarafın boşanmaya sebebiyet vermede kusuru bulunmadığı tespit edildiği hallerde Mahkeme Hakimi boşanma davasını reddedilebilmektedir.

bb. Kesinleşmiş Boşanma Kararı Varsa

TMK.m. 174 f. 1 hükmüne göre, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen, kusursuz ya da az kusurlu taraf, kusurlu taraftan boşanma kararı kesinleştikten sonra da uygun bir tazminat talep edebilir. Söz konusu bu talep hakkı, Evliliğin boşanma ile sona ermesinden itibaren bir yıllık bir zaman aşımı süresine tabidir. Bu durumda maddi tazminat davasına ilişkin hüküm tesis edilirken, Mahkeme Hakimi boşanma gerekçesini dikkatle inceleyerek hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar vermesi gerekmektedir.

Boşanma kararı, Türk ya da yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş olabilir. Şayet Türk Mahkemesi tarafından verilen boşanma kararı akabinde açılan tazminat davasında, Hakim kusur belirlemesi için ilgili dava dosyasını ve gerekçesini inceleyerek karar vermelidir. Yabancı mahkeme kararlarında ise, söz konusu yabancı Mahkemenin tespit ettiği kusur Türk Mahkemelerini de bağlamaktadır.

Nitekim, Yargıtay da bu görüşte olup, bir kararında, tanıma ve tenfizine karar verilen ve kesinleşen boşanma kararında ağır kusurlu bulunan eş lehine maddi-manevi tazminat hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını açıklamıştır.87 Nitekim sonradan açılan maddi tazminat davasında Mahkeme Hakimi, verilen yabancı Mahkeme kararını doğru yorumlayarak talebin kabulü veya reddine karar vermelidir.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

WhatsApp chat